Hızlı Erişim

Asılsız Soykırım İddiaları ve Türk Dünyası

Asılsız Soykırım İddiaları ve Türk Dünyası

  •  29 Nisan 2021 Perşembe
  •  184 Görüntüleme
  •  Yazdır

Üniversitemiz Türk Dünyası Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından “Asılsız Soykırım İddiaları ve Türk Dünyası” konferansı gerçekleştirildi. Konferans TOGÜ Türk Dünyası instagram hesabından canlı yayınlandı.

Merkez Müdürü Prof. Dr. Ömer Faruk Sönmez moderatörlüğünde gerçekleşen konferansa Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaşar Kop konuşmacı olarak katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Sönmez, ABD Başkanı Biden’ın sözde Ermeni soykırımı ile ilgili açıklamasına tepki göstererek TOGÜ’nün de resmi olarak bu açıklamayı kınadığını ifade etti.

Doç. Dr. Yaşar Kop konferansında Biden’ın “soykırım” ifadesi için neden bu günü seçtiğine değinerek  Konstantinopolis” ifadesini kullanmasının Doğu Akdeniz’de Türkiye ile sorun yaşayan Yunanistan ve G. Kıbrıs’ın lehine olduğunu belirtti. Kop konferansında, tehcir kelimesinin anlamını açıklayarak böyle bir kanunun bulunmadığını, kanunun asıl isminin “Sevk ve İskân Kanunu” olduğunu ifade etti. Kop konuşmasında, 24 Nisan’da sadece 235 suçlu kişinin tutuklandığını, Kanunun 31 Mayıs 1915 tarihli olduğunu ve bir sayfalık metinde hiçbir etnik yapının isminin dahi geçmediğini vurguladı. Devamında ise şunları söyledi; “Göçe tabi tutulanlara her türlü destek verilmiştir. Gittikleri yer yine Osmanlı Devleti’nin kendi sınırları içinde olduğundan oralarda gerekli önlemler alınmış, görevini iyi yapamayan askerler idam da dahil çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Göçe tabi tutulmayanlar arasında Katolik ve Proteston olanlar, yaşlılar, çocuklar, hamile olanlar, sakatlar ve hastalar ile zanaatkârlar bulunmaktadır. Üstelik bu zorunlu göçü ve nedenlerini iyi anlamak için 15 Aralık 1917 tarihli Erzincan Mütarekesine çok iyi bakmak gerekmektedir.  Bu durumda zaten kendilerini savaşan taraf olarak gördükleri anlaşılmış olacaktır” dedi.

Zaman zaman soykırımı tanıyan ülke parlamentolarına da değinen Kop, Prof. Dr. Ömer Faruk Sönmez’in sorusu üzerine batılı devletlerin yaptıkları soykırımlara detaylıca örnekler verdi. Doç. Dr. Yaşar Kop bundan sonra yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: “Katliamların ve zaferlerin yaşandığı yerlere alan gezileri yapılarak zihinler canlı tutulmalı; dış mihraklardan gelen kirli bilgilerle mücadele etmek için yaşayan tanıklarla sözlü tarih çalışmaları yapılmalı ve kitaplar güncellenmeli; Ermenilerin yaklaşık 450-500 belgesel ve filmlerine karşılık olarak, kitap setleri ve belgeseller hazırlanıp geniş çevrelere dağıtılmalı; içerik açısından donanımlı internet siteleri oluşturulmalı, lobicilik faaliyetleri üst seviyelerde tutulmalı; anıt mezarlar dikilmeli, var olanlar korunmalı; bir nevi “kendi düşüncelerimizin beyi” olduğumuzu kanıtlamak adına tirajı yüksek yabancı gazete ve dergilere ilanlar verilmeli, bilgi notları eklenmeli; öğretmenler tarafından öğrencilerine konuya dair proje ödevleri vermeli; hikâye, şiir, kompozisyon hatta sözlük çalışması yaptırılmalı ki görülmeyenler görülsün/belirlenebilsin.

Son söz olarak Doç. Dr. Yaşar Kop, “Erivan Soykırım Müzesi eski müdürü Bagrasyan Lavrenti’nin dediği sözleri, Türk halkı olarak kendi lehimize çevirmeliyiz. Şöyle ki;  Türklerin tarihte yaşananları, başına gelenleri bilmesi ve geleceğini ona göre kurması lazımdır. Dil, ortak tarih ve devlet Türk halk(lar)ının ulusal kimliğini oluşturmalıdır.  Biz de bu kimliği bir şekilde Türk gençliğine vermekle mükellef olmamız gerekir” dedi. Kop konuşmasını Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesine ve TOGÜ Türk Dünyasına teşekkürlerini ileterek sonlandırdı.




Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Taşlıçiftlik Yerleşkesi, 60250 Tokat / TÜRKİYE Tasarım: Bilgi İşlem Daire Başkanlığı [Web Grubu], 2017© Tüm Hakları Saklıdır.